Kadınlarda Cinsel İsteksizlik

Kadınlarda Cinsel İsteksizlik

Cinsel arzu nedir?

Cinsel arzu kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup bedensel (hormonal) problemi olmayan herkeste mevcuttur.

Ne zaman cinsel arzu duyarız sorusunu yukarıda anlattığımız konuların ışığında şöyle tanımlayalım isterseniz;

Bedensel olarak yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek o gününü yaşamsal olarak garantiye aldığında cinsel arzu duyar, bunu açıklayan en güzel ata ”sözü fakirin karnı doyunca pipisi kalkarmış” sözüdür.

Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine girmeyi istemektedir.

Ne kadar isteğin yeterli olduğu, ne kadarının az olduğu kadından kadına değişir.

Bizim toplumumuzda kadınların istek ile ilgili sıkıntılarını çeşitli gruplarda incelemek gerçekçi ve faydalı olacaktır;

Erkekler ve kadınlar kabaca aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme şartları, içinde bulunulan koşullar, aile baskısı, ahlaki ve dini etkiler kadınların bu isteklerini baskılamalarını, başka kanallara yönlendirmelerini, veya gösterememelerine neden olur.

Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar;

bir bayan olarak eşinizin seksi sizden daha sık ve daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez.

Sahip olunan çocukla canlı bedeninden olan bir parçanın kendinden sonrada dünyada kalacağını bilir ve bir huzur, mutluluk duyar ve dürtülerini tatmin eder. Neden torunların şimdi insanın kendi çocuklarından daha fazla sevildiği hakkında bir fikriniz oluştu mu, çünkü torun o kişinin kendinden sonra dünyada kalacak ama kendi çocuğundan daha fazla dünyada kalacak parçasıdır, garantisidir.

Birincil dürtüler kişinin o gün için yaşamda kalmasını sağlayan dürtülerdir ki; bunlar yemek yemek, su içmek, uyumak gibi yapılması gereken yapılmazsa kişinin hayatını kaybetmesine neden olacak dürtülerdir.

Canlıların hayatta kalmaktan haz duyduklarını ve her şeyi bunun için yaptıklarını biliyoruz.Ama gerçek olan bir şey var,oda her canlının sonunda öleceği,ama biz yaşamaktan bu dünyada olmaktan mutluyuz ve daha uzun kalmak istiyoruz,bunun için ne yapabiliriz??

Yapabileceğiniz tek şey ama tek şey bir şeyler üretip sizden sonraya bırakmak ,bununda en doğru,basit vede tatminkar yolu bedeninizden bir parça üretmek ve bunu sizden sonraya bırakmak yani çocuk sahibi olmaktır.

Bu yüzden insanlar kendi çocuklarını kendileri gibi görüp yapamadıkları şeyleri onların üzerinden yaşamayı isterler ve kendi istediklerinin dışında hareket etmesinden mutlu olmazlar, kabul edemedikleri şey çocuklarının da bir beyni ve hisleri olduğudur, sorunda buradan yaşanır.

Canlı doğarken tek bildiği şey ölüm dür ve yaptığımız her şey hayatta kalmak için, yaşamak için yaptığımız şeylerdir. Yaşamak, dünyada kalmak bir haz ve zevktir, ölüm ise elem ve kederdir,insan ve tüm canlılar elemden kaçar hazza yönelirler. Her canlı yaşamda kalmayı ister ve bunun için çaba gösterir.

Yaşamda kalabilmek yani ölmemek için doğuştan var olan bazı yeteneklerimiz ve hislerimiz vardır, bunlar sonradan öğrenilmez, değiştirilemez şeylerdir. Hayvanlarda bunlara iç güdü diyoruz, insanlardakine ise DÜRTÜ ismini veriyoruz. Dürtüler bilinçaltından gelir. Çok kabaca bir örnek verirsek yeni doğmuş bir bebeğin meme emmeyi bilmesi veya acıkınca ağlaması bir dürtüdür. Evet cinsellikte bir dürtüdür, hayatın ve de neslin devamını sağlamak için var olan bir dürtüdür. Ama cinsellik ikincil-ikinci sırada bir dürtüdür.

ETİKETLER :